DAVACI    :
VEKİLİ    : AV. OZAN ŞENYER
    
DAVALI    : İSTANBUL VALİLİĞİ (İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ)
VEKİLİ    : 

DAVANIN ÖZETİ    :     Peru uyruklu davacının 6458 sayılı Kanunun 54/1-(g) maddesi uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü'nün 19.12.2023 tarih ve 6507172.101.18.03.7 sayılı işlemi ile 19.04.2024 tebliğ tarihli ve 6507172.101.18.03.9 sayılı terke davet edilmesine ilişkin işleminin ve Ç-103 tahdit koduna istinaden giriş yasağı konulmasına ilişkin 10.01.2024 tarihli İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü işleminin; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ    :  Dava konusu işlemlerin 6458 sayılı Kanun uyarınca tesis edildiği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK  MİLLETİ  ADINA
Karar veren İstanbul 15. İdare Mahkemesince işin gereği görüşüldü:
Dava; davacının 6458 sayılı Kanunun 54/1-(g) maddesi uyarınca sınır dışı edilmesi ile  terke davet edilmesine ilişkin işlem ve hakkında giriş yasağı konulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın  " Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41. maddesinde; her çocuğun korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu kurala bağlanmış; Türkiye'nin onay ve katılma yoluyla taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde de; taraf devletlerin, anne babayla çocuğun düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterecekleri belirtildiği,  "Yerleşme ve seyahat hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde,  "Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir..." hükmü;  "Yabancıların durumu" başlıklı 16. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir." hükmü yer almaktadır. 
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 5. maddesinde, Türkiye’ye giriş ve Türkiye’den çıkışın, sınır kapılarından, geçerli pasaport veya pasaport yerine geçen belgelerle yapılacağı kurala bağlanmış, Kanunun 7. maddesinde de Türkiye’ye girişlerine izin verilmeyecek yabancılara yönelik düzenlemeler getirilmiştir.
6458 sayılı Kanunun "Türkiye'ye giriş yasağı" başlıklı 9. maddesinde de, kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişinin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından; Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişinin ise Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanacağı hükme bağlanmıştır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun “Geri gönderme yasağı” başlıklı 4.maddesinde; bu Kanun kapsamındaki hiç kimsenin, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemeyeceği; “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”  başlıklı 54. maddesinde ise; ikamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabuledilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler hakkında sınır dışı etme kararı alınabileceği kurala bağlanmış, aynı Kanununun 55. maddesinde de, hakkında sınır dışı kararı alınamayacak yabancılara yönelik düzenlemeye yer verildiği,  56. maddesinde; sınır dışı etme kararı alınanlara, sınır dışı etme kararında belirtilmek kaydıyla, Türkiye’yi terk edebilmeleri için on beş günden az olmamak üzere otuz güne kadar süre tanınacağına ilişkin  hükümlere yer verilmiştir.
Uluslararası hukukta devleti oluşturan unsurlardan biri olan  egemenlik ilkesinin bir yansıması olarak devletlerin, yabancıların ülkedeki kalışları konusunda geniş yetkilerinin olduğu kabul görmektedir. Bununla birlikte yabancıların ülkede kalışlarına izin verme noktasında takdir yetkileri olan devletlerin bu yetkisinin serbestçe kullanılabilecek bir keyfiyeti ifade etmediği, Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde kamu yararı açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olması ve işlemin tesisine esas olan sebep unsurunun  somut ve inandırıcı olgularla desteklenmesi gerektiği açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Peru uyruklu davacının 6458 sayılı Kanunun 54/1-(g) maddesi uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü'nün 19.12.2023 tarih ve 6507172.101.18.03.7 sayılı işlemi ile 19.04.2024 tebliğ tarihli ve 6507172.101.18.03.9 sayılı terke davet edilmesine ilişkin işleminin ve Ç-103 tahdit koduna istinaden giriş yasağı konulmasına ilişkin 10.01.2024 tarihli İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü işleminin tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı  anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta;  davacının ikamet izninin 03/05/2022 tarihinde sona erdiği, davalı idarece gönderilen bilgi belgeler arasında davacının iki adet ikamet izni başvurusu yaptığı, ancak söz konusu başvuruların ikamet izni bittikten sonra yapıldığı ve başvurularından birinin reddedilerek diğerinin karar öncesi iptal işlemi ile neticelendirildiği, bununla birlikte davacının Türk vatandaşı ile evli olup reşit olmayan bir çocuk sahibi olduğu görülmektedir.
Bu durumda; davacının ikamet izni sona ermeden önce uzatma başvurusu yapmadığı, ikamet izni sona ermesine rağmen yasal kalışı olmadan ülkede kaldığı ve ülkeyi terk etmediği, dolayısıyla ikamet ihlalinde bulunduğunun sabit olduğu, ancak davacının eşi ve çocuklarının Türk vatandaşı olduğu, ailenin korunması ve çocuğun yüksek yararı ilkeleri gereği davacının sınır dışı edilmesi durumunda aile bütünlüğü ilkesi ihlal edilmiş olacağından davacının Türk vatandaşı olan çocuğu ve eşi ile aile bütünlüğü dikkate alınmaksızın tesis edilen dava konusu sınır dışı ve terke davet edilmesi ile hakkında giriş yasağı konulmasına dair  işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.   

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, sınır dışı edilmesine ilişkin işlem yönünden; 6458 sayılı Yasanın 53. maddesine istinaden kesin olmak üzere, terke davet edilmesine ve hakkında giriş yasağı konulmasına ilişkin işlem yönünden ise; kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere  28/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan   Üye  Üye

E BÜLTEN ABONELİĞİ

Kampanya ve fırsatlardan ilk senin haberin olsun

Kaydol